Sözcüklerin Gücü

Uyandığımız her gün iyi bir gündür. Aldığımız her nefes daha iyi bir günün umudu ile doludur. Ağzımızdan çıkan her sözcük ise kötü olanı iyiye dönüştürmek için eşsiz bir fırsattır

Sevgili okurlar, bu ay sizlerle yaşamın bütününde sözcüklerin etkisi üzerine konuşacağız. Konumuza geçmeden önce, sözcüklerin tarihsel gelişimine kısaca bakalım.

Gezegenimizde yaşayan her canlı türünün kendine özgü bir iletişim sistemi vardır. Bizi diğer canlılardan ayıran ve bizi insan yapan şey düşünce ve bunu ifade etmeye yarayan dilimizdir. Günlük faaliyetlerimizin çoğu diğer canlılar gibidir: yemek, içmek, uyumak, üremek, hayatta kalmaktır. Ancak onlara göre daha yüksek bir seviyede düşünebilme yeteneğine sahip olduğumuz için dil olarak adlandırılan bir sistemi geliştirmişiz. Süreç içinde bu sistemde binlerce sözcük ortaya çıkmıştır. Bu sözcükleri birbirimizle iletişim kurmak ve yaşadığımız olayları düşünce ve duygulara anlam verebilmek için kullanmaya başlamışızdır. İlk insanlar iletişim kurmak için işaret ve beden dilinin yetersiz kaldığını görünce,  iletişimi daha açık ifade etmek için resim çizmeyi geliştirmişlerdir. Kişilerin sanatsal yeteneği olsun ya da olmasın; yere, mağara duvarlarına, tabletlere resimler çizmek suretiyle mesajlarını daha açık bir şekilde vermeyi öğrendiler. MÖ 3000’li yıllarda Eski Mısır’da yaşayan insanların, bu iletişim biçiminin gelişmesine büyük katkıları oldu. Başlangıçta resim biçiminde simgelerden oluşan bu şekiller süreç ilerledikçe kavramsal olarak da kullanılmaya başlandı. Örneğin “güneş” sembolü, “gün”; “ay” sembol ise “gece” anlamında kullanılmaya başlandı. Şüphesiz bu süreç dilin oluşumu yönünde önemli bir gelişmeydi. Resim ve simgeler, el işaretleri ve homurdanmalara göre çok daha iyi bir ifade etme yöntemiydi; fakat yetersizdi, ayrıca çizmek zaman alıyordu.

Doğu Akdenizli Fenikeliler yunan halkı ile birlikte, şu an kullanmakta olduğumuz modern alfabenin temelini attılar. Buradan da sözcükler ve insanlık tarihinin en büyük başarılarından bir olarak kabul edilen dil olgusu doğdu. Böylece en büyük sorun olan iletişim çıkmazından çıkmayı başardılar. Sözcükler tarihin akışını değiştirmiş, yeni fikirler doğurmuş, savaşlar başlatmış, milyonlarca insana ilham kaynağı olmuş, insanları unutulmaz kılmakla beraber zengin ve ünlü yapmışlardır.

Sözcükler hem iyi hem de kötü yönde yaşamın akışını değiştirme gücüne sahiptirler. İnsanları incitip sarsabileceği gibi onları sıkıntılardan da kurtarabilirler. Sözcükler aynı zamanda kalıcı bir etki yaratma gücünü de sahiptirler. Örneğin, yapılan bir deneyde  (Urban) otuz kişilik bir topluluğa, önce içinde tahrip etmek, öldürmek, incitmek, nefret, yangın, gerginlik, gibi olumsuz sözcüklerden oluşan bir liste verilerek göz gezdirmeleri isteniyor. Ortam bir anda değişiyor ve insanların yüz ifadesi gergin ve mutsuz bir şekle dönüşüyor. Arkasından içinde sevgi, barış, güzellik, gülmek, kutlamak, harika gibi olumlu cümlelerden oluşan diğer liste dağıtılıyor bir anda atmosfer değişiyor önce olumsuz hava dağılıyor neşeli konuşma ve kahkahalar başlarken önceki listenin yok ettiği olumlu enerji fazlasıyla geri geliyor.
Üzerinde sözcüklerin yazdığı bir kağıt parçası otuzu aşkın insanın neşesini saniyeler içinde azaltıp artırabiliyorsa, kullandığımız bazı sözcüklerin başkaları ve bizim üzerimizde nasıl etkiler yaratacağını tahmin bile edemeyiz. Birçok başarı öyküsünde etkili olan gücün bir sözcükten doğduğuna şahit oluruz. Etkili bir söz kişilerin yaşamını değiştirdiğine okuduğumuz yüzlerce öyküde rastlarız. Tarih sahnesinde söylenen öylesine güzel ve etkileyici sözler vardır ki: bunlar tarihin akışı değiştirmiş yeni çağlar ve devrimler yaratmıştır. Büyük İskender ordularını harekete geçiren sözü imparatorluğumuz sınırları, Tanrı’nın dünyaya koyduğu sınırlardan başka şey olmayacaktır”. Az sayıda askeriyle büyük orduları devirmiş Pers İmparatorluğu’nu yıkarak Yunanistan’dan Hindistan’a kadar uzanan büyük bir imparatorluk kurmuştur. Avrupa’da yaklaşık sekiz yüz yıllık sürmüş Endülüs İslam medeniyetini başlatan Tarık Bin ZİYAD Yedi bin kişilik ordusuyla Afrika’dan İspanya’ya geçip Kral Rodrik’in yüz bin kişilik ordusunu dağıtmış Vizigot’ların üç yüz elli yıllık hâkimiyetine son vermişti. Savaş öncesinde Tarık Bin Ziyad’ın  “gemileri yakın talimatından sonra askerlerine hitaben yaptığı destansı konuşma tarihin koridorlarında hala yankılanmaktadır.” Askerlerim arkanızda düşman gibi deniz, önünüzde deniz gibi düşman. Nereye kaçacaksınız? Vallahi sizin için ancak sadakat ve sabır kalmıştır. Düşmanın silahı, teçhizatı ve erzakı boldur. Sizin silah olarak ancak kılıçlarınız, erzak olarak da düşmanın elinden sahip olabileceğiniz vardır. Sizde benden fazla bir zorluğa katlanmayacaksınız. Sizin payınıza da bana düşenden fazlası düşmeyecektir. Allah yardımcımız olsun’’ diyerek tarihin unutulmaz zaferini elde etmeyi başarmıştı.

Özetlemek gerekirse sözlerin insan ruhu üzerinde etkisini unutmak motora koymayı unuttuğumuz enerji gibidir. Elektrik enerjisini doğru kullandıkça üretimde, aydınlatmada, hayatın her alanında işimizi kolaylaştırıp olumlu bir yaşama dönüştüğü gibi, yanlış kullanılınca da yakıcı ve yok edici etkisiyle karşılaşabiliriz. Konfüçyüs’e sormuşlar; “Eğer bir ülkede yönetici olsaydınız ilk olarak ne yapmak isterdiniz?” Konfüçyüs : “Şüphesiz önce dili düzeltirdim.” “Sözcüklerin gücünü anlamadan insanların gücünü anlayamazsın.” demiştir.

Olumlu ve yaratıcı Sözcükler, kendimizi çevremizi, ekip arkadaşlarımızı iyimserlik atmosferinde başarılı ve mutlu edebilecekken ağzımızdan çıkan olumsuz sözcüklerin yaşadığımız atmosferi ne derece zehirleyebileceğini asla unutmamamız gerekiyor. Hele hele iletişimin sesler, el işaretleri ve resimlerle yapılmadığı, günümüz iletişim araçlarının bunca geliştiği bir çağda, doğru ve olumlu iletişim kurmayı en az onlar kadar becerebilseydik keşke. İyi insan yüreğindeki iyilik hazinesinden iyilik, kötü insan içindeki kötülük hazinesinden kötülük çıkarır. İnsanın ağzı, yüreğinden taşanı söyler. (Luka) Tercih bizim.

 

Candan Genceroğlu

Ben İktisat Fakültesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkiler mezunuyum. İş yaşamına 1985 yılında sigorta, turizm, nakliye taahhüt ve taşımacılık faaliyetleriyle başladım. Katı atık sektörde yurt içi ve yurt dışı projelerde bulundum. Sektörde uzun yıllar üst düzey yöneticilik makine ikmal ve satın alma direktörlüğü, gurup yönetim kurulu üyeliği gibi çeşitli görevlerde bulundum.28 yıla yakın tecrübemle 2014 yılında Gentek Lojistik, Temizlik ve Endüstriyel Ürünler A.Ş’yi kurarak katı atık ekipmanları satış, kiralama, temizlik ve geri dönüşüm alanında faaliyetlerimi sürdürmekteyim.

Yorum Yazın:

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Site Footer