Warning: file_get_contents(http://www.linkedin.com/countserv/count/share?url=http://candangenceroglu.com/guven/&format=json): failed to open stream: HTTP request failed! HTTP/1.1 404 Not Found in /home/candangenceroglu/public_html/wp-content/plugins/tk-social-share/tk-social-counter.php on line 145

Güven

’Güven görüp görebileceğiniz en ürkek kuştur. Bir uçarsa bir daha yakalayamazsınız.’’

 

Bugünkü konumuzda insanlık tarihi kadar eski bir kavramdan yani güvenden söz edeceğiz. İlkel toplumdan günümüzün bilgi toplumuna değin, güven tüm gelişmelerin, başarıların ve en büyük değerlerin yaratılmasında temel unsur olarak karşımıza çıkar. Gerek sosyal hayatımızda gerekse iş hayatımızda güven başarmanın en önemli ayaklarından birini oluşturur. Zemin üzerine inşa edeceğimiz binanın temel şartıysa, hayatımızda inşa edeceğimiz her şeyin temeli güvendir. Her türlü toplumsal kalkınma güven zemininde oluşturulur.
Gelişmiş ülkelerin temelinde bireyle devlet arasında karşılıklı güven vardır. Bireyin tüm ihtiyaç duyduğu ve kendisini zayıf hissettiği durumlarda, yanında onu koruyacak kollayacak, insani ihtiyaçlarını karşılayacak, bir yapının olması, devletine duyduğu güveni perçinler. Bireyin aidiyet duygusu, sadakatli ve verimli bir performansa dönüşerek ülkesine hizmeti en yüksek seviyeye taşır. Buda toplumun ve devletin kalkınmasına katkıda bulunur. Gelişmemiş toplumlarda bunun tam tersiyle karşılaşırız. Karşılıklı güven bunalımı yaşayan taraflar, üreten ve geliştiren olmaktan ziyade, tüketen ve gelişimin önüne engel bir konuma dönüşürler.

Şirketlerde tıpkı devletler gibidir; çalışanıyla karşılıklı güven temelinde bir ilişki oluşturulursa, hem çalışanın hem de işletmenin bütünleşen sinerjileri ile birlikte verimli bir performans ortaya çıkar. Bu durumda da çalışanlarıyla mutlu ve başarılı,  iş dünyasında yükselen bir işletme görülür. Çalışan her koşulda hastalıkta, sağlıkta, bakmakla yükümlü olduklarının geçiminde, barınmasında yaşam ve eğitiminde vb. durumlarda şirketini yanında görebiliyorsa, şirketine sadakatle bağlanır. En üst seviyede şirketin kalkınması için yüksek bir performans ve verimle çalışır. Aksi durumda çalışanlar ve işletmenin ortak bir sinerji yaratması güçleşir. Güvensizlik ve huzursuzlukla beraber verim en alt seviyeye düşer. Çalışanlar isteksiz bir çalışana dönüşürler. Oysa İşletmeleri ‘’çalışanlar’’ değil sadakatle bağlı olanlar ayakta tutar.

Aidiyet, çalışanların işyerleri ile bütünleşmeleri ve ortak hedefe doğru koşmaları için çok önemli bir duygu. Ayrıca aidiyet duygusu olmadan kurum kültürü oluşturulabilmesi de pek mümkün değildir.
Bir işletme yöneticisinin en önemli özelliklerinden biri çalışanlara güven vermesidir. Her koşulda çalışanların üstlerine karşı güven içinde olmaları işletmenin potansiyel sıçrama yapma gücünde olması demektir. Güvenilir olmak temelde üç niteliğe sahip olmayı gerektirir. Sorumluluk sahibi olmak, herkesin inandığı bir insan olmak ve davranışlarda tutarlılık göstermek, takımın güvenini kazanmayı sağlar. Çalışma hayatı insan ömrünün en değerli zamanını alır.  En değerli ve verimli zamanının büyük bir kısmını çalıştığı yere sadakatle veren bir çalışanın, bunun karşılığını alması gerekir. Şirket onun için sadakatle çalışan bireyin çıkarlarını ve mutluluğunu gözetmelidir. Ömrünü çalıştığı kurumda sadakatle çalışarak geçirmiş ve işletmeye yıllarca önemli değerler kazandırmış birinin ilk kriz söylentilerinde işten çıkarılıp gönderilmesi mevcut çalışanlar arasında da büyük bir güven bunalımı yaratmasına neden olur.

Sonuç olarak güven uzun bir konu olmakla beraber özetlemek gerekirse tarihte gerek sosyal, siyasi ve ekonomik tüm başarılarda güven kavramı en çok belirleyici unsurlar arasında olmuştur. Gerek çalışanlar gerekse yöneticiler böylesine hassas bir kültürden yoksun kaldıkları anda duraklama, gerileme ve çökme sürecini başlatmış olurlar.

Güvenilir olmanın şartlarını taşıyamayan bir yönetici geri kalmış ülkelerdeki yöneticilere benzer. Ülke fakir ama yöneticileri şatafatlı bir hayat sürer. Asıl çalışanlar normal insani gereksinimlerini bile karşılayamazken, yönetici konumunda olanların, lüks içinde yaşamaları orada aşılamayacak bir güven bunalımıyla beraber, mutlak başarısızlığında habercisi olurlar. Tüm bunlardan yola çıkarsak bir piramidin en sağlam taşlarından biri güvendir. Karşılıklı güven başarıdır, mutluluktur, zenginliktir. Başarı karşılıklı güven ve memnuniyetle taçlanır. Sevgi ve sadakatle devam eder.

Candan Genceroglu

Ben İktisat Fakültesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkiler mezunuyum. İş yaşamına 1985 yılında sigorta, turizm, nakliye taahhüt ve taşımacılık faaliyetleriyle başladım. Katı atık sektörde yurt içi ve yurt dışı projelerde bulundum. Sektörde uzun yıllar üst düzey yöneticilik makine ikmal ve satın alma direktörlüğü, gurup yönetim kurulu üyeliği gibi çeşitli görevlerde bulundum.28 yıla yakın tecrübemle 2014 yılında Gentek Lojistik, Temizlik ve Endüstriyel Ürünler A.Ş’yi kurarak katı atık ekipmanları satış, kiralama, temizlik ve geri dönüşüm alanında faaliyetlerimi sürdürmekteyim.

Yorum Yazın:

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Site Footer