En İyi Yatırım Eğitimdir


Warning: file_get_contents(http://www.linkedin.com/countserv/count/share?url=http://candangenceroglu.com/en-iyi-yatirim-egitimdir/&format=json): failed to open stream: HTTP request failed! HTTP/1.1 404 Not Found in /home/candangenceroglu/public_html/wp-content/plugins/tk-social-share/tk-social-counter.php on line 145

‘’İşleyecek usta el olmazsa çok kere cevher bir işe yaramaz”.

Bizi işleyen geliştiren dönüştüren mihenk taşımız öğretmenlerimize saygılarımla.

İnsanın doğduğu günden başlayarak ölümüne değin geçirdiği tüm süreçleri kapsayan en temel yaşam biçimi eğitimdir. Eğitimin tanımı çok geniş bir kavram olduğundan dolayı kesin tanımını yapmakta oldukça güçtür. Bununla beraber Günümüzde daha çok tercih edilen tanım: “Bireyin davranışında, kendi yaşantısı yoluyla ve kasıtlı olarak istenilen yönde değişme meydana getirme sürecidir.” Eğitim süreci genel olarak üç aşamadan oluşur: Eğitim amaçla başlar, öğretme-öğrenme etkinlikleriyle devam eder ve değerlendirme ile son bulur. Bu süreç tüm kültür ve toplumlar için esas olarak aynıdır. Fakat amaç içeriği, öğrenme ve öğretme için kullanılan yöntemler kültürlere göre değişebilir. Toplumların değişmesi ve gelişmesini sağlayan en temel güç eğitimdir. İlkel toplumdan günümüzün bilgi toplumuna değin her gelişim bilgiye olan gereksinimden oluşmuştur. Avcı-toplayıcı toplumdan tarım toplumuna, tarım toplumundan sanayi(endüstri) toplumuna, endüstri toplumundan günümüzün bilgi toplumuna ulaşması şüphesiz tarihsel bilgi süreci; öğrenme, bunları irdeleyen ve kullanmasını sağlayan eğitimle mümkün olmuştur. Sosyo ekonomi sürecinde toplumlar farklı gelişme aşamaları geçirmişlerdir. İnsanlık tarihinin en önemli aşamalarından birincisi insanları ilkel yaşamdan toprağa ve yerleşik yaşama bağlayan tarım toplumuna geçiş, ikincisi tarım toplumundan toplu üretimin, tüketimin ve eğitimin sistemli olarak uygulandığı sanayi toplumuna geçiş, üçüncüsü ise toplumsal refahın bilginin eğitimin ve nitelikli insan sermayesinin önemli olduğu bilgi toplumuna geçiştir. Günümüzde bilgi ve bilgili insan gücünün, ekonominin en önemli girdileri haline gelerek sermayenin ve üretim faktörlerinin birbirini oluşturması bilgi toplumunun en önemli özelliğidir. Ülkelerin ve şirketlerin gelişimi ve kalkınmasında eğitim önemli bir yer tutmaktadır.

Okul öncesi ve okul sürecinde devam eden eğitim, mesleğe atıldıktan sonra da devam etmelidir. İşe başlamakla kişinin eğitimi tamamlanmış olmaz. Mesleğinin gerektirdiği, kendisinden hizmet beklenen konularda sürekli eğitim görmezse başarılı olması mümkün değildir. Kısacası kişinin sistematik eğitim sürecine dahil edilmesi gereklidir.  Bir toplumda bireyin yığın ve vasıfsız eleman olmaktan çıkıp, kalifiye birey olması ekonomiye direk yansıyan kaynaklardan biridir. Bireysel vasıf, yetenek kaynağının geliştirilmesi ile ekonomik büyüme ve gelişme düzeyi arasındaki ilişkiler eğitim ve ekonomi ilişkilerinin odak noktasını oluşturur. Kurumların başarılı olabilmeleri öncelikle her çalışanı gerçek yeteneklerine göre uygun birimlerde çalıştırmaktır. yeteneklerini gösterebileceği doğru alanlara yöneltmek, önlerine mesleki bir vizyon koyarak başarılı bir yönetici ve çalışan haline getirmektir. Bunun için en temel unsurda eğitimdir. Zenginlikle uygarlık aynı şey değildir. Zenginlik rastlantısal olabilir ama uygarlık asla rastlantısal olamaz. Toprağınızdan çok değerli madenler çıkabilir(yer altı ve yer üstü zenginlikler) bu o ülkeyi zenginleştirir fakat uygarlığı belirleyen bilgi düzeyi ve eğitimdir. Geçmiş toplumların dönemin ihtiyaçlarını karşılayacak eğitim düzeyinin gerisine düştükleri andan itibaren, gerilemeye başladıkları ve çağın gerisine düştükleri bunun için önlem almayanlarında tarih sahnesinden silindiklerine sıkça şahit olmuşuzdur. Ülkemize matbaanın, bulunmasından neredeyse 300 yıl sonra gelmiş olması eğitimde bilimde ve birçok branşta Avrupa’nın gerisinde kalmamıza neden olmuştur. Bu fark sonraki yıllarda ciddi şekilde  artmış toplumun istenilen düzeye gelmesine engel oluşturmuştur. Avrupa’da Rönesans ve aydınlanma çağında büyük atılımlar sağlanırken ülkemizde birçok alanda çağın gerisinde kalmamıza neden olmuştur. Avrupa ülkelerinin eğitim sayesinde keşifler ve bilimsel çalışmalarla zenginlikleri arttırıp ekonomik üstünlükleri sayesinde dünya konjonktüründe söz sahibi olmayı sağlamışlardır. Bu ülkelerde ticari işletmeler sanayi devrimiyle kitlesel üretim ve kentleşmeyle dışa açılarak büyümüş tüm piyasalarda belirleyici unsurlar haline gelmişlerdir. Özetlemek gerekirse içinde eğitimin ve bilginin olmadığı hiçbir faaliyet başarıyı yakalayamamıştır. Ülkemizde şirketlerin eşit şartlarda ortaya çıkmamış yabancı şirketlerle rekabet edebilmeleri için eğitim, irade, çalışma ve stratejiyle teçhizleşip güçlenmesi şarttır. Bunun da eğitimle sağlanacağına inanmak ve de uygulamak bir lüks değil var olmanın olmazsa olmaz kuralıdır. Aksi takdirde uygarlıkla zenginlik, kaliteyle lüks arasındaki farkı hiçbir koşulda anlayamayız. Önemli olan doğuya giden gemide batıya yürümek değildir.

Ben İktisat Fakültesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkiler mezunuyum. İş yaşamına 1985 yılında sigorta, turizm, nakliye taahhüt ve taşımacılık faaliyetleriyle başladım. Katı atık sektörde yurt içi ve yurt dışı projelerde bulundum. Sektörde uzun yıllar üst düzey yöneticilik makine ikmal ve satın alma direktörlüğü, gurup yönetim kurulu üyeliği gibi çeşitli görevlerde bulundum.28 yıla yakın tecrübemle 2014 yılında Gentek Lojistik, Temizlik ve Endüstriyel Ürünler A.Ş’yi kurarak katı atık ekipmanları satış, kiralama, temizlik ve geri dönüşüm alanında faaliyetlerimi sürdürmekteyim.

Yorum Yazın:

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Site Footer